Avukat Ali Kahyaoğlu, kurduğu Kahyaoğlu Hukuk bürosuyla Ceza Hukuku, Aile Hukuku, Tazminat Hukuku, İş Hukuku, Ticaret Hukuku, Sağlık Hukuku, Sigorta Hukuku, Tüketici Hukuku  ve Gayrimenkul & Kira Hukuku başta olmak üzere birçok hukuk alanında avukatlık faaliyeti yürütmektedir.

İletişim

0 553 069 1918

Bahçelievler Mahallesi, Hayyam 1. Sokak 22/11 Talas/Kayseri

avalikahyaoglu@gmail.com

CEZA DAVALARI: Hukuki Süreç ve Temel İlkeler

CEZA DAVALARI: Hukuki Süreç ve Temel İlkeler

Ceza davaları, bireylerin veya kurumların işledikleri iddia edilen suçlar nedeniyle devlet tarafından yargılandıkları davalardır. Ceza yargılaması, hem sanığın haklarını korumayı hem de mağdurun adalet beklentisini karşılamayı amaçlar.

Ceza Davalarının Hukuki Dayanağı

Ceza davalarının temelini Türk Ceza Kanunu (TCK) ve Ceza Muhakemesi Kanunu (CMK) oluşturur. TCK, suçun tanımını ve cezalarını belirlerken; CMK, yargılama sürecinin nasıl yürütüleceğini düzenler.

Ceza Davasının Aşamaları

  1. Soruşturma Aşaması

Soruşturma, suç işlendiği şüphesi üzerine başlar. Bu aşamada savcılık, delil toplar ve suçun işlendiğine dair yeterli şüphe olup olmadığını değerlendirir. Delillerin toplanması, tanık ifadeleri, bilirkişi raporları ve kamera kayıtları gibi unsurları içerebilir. Yeterli şüphe oluşursa iddianame hazırlanır ve dava açılır. Bu sürecin avukat ile takip edilmesi olası hak kayıplarını minimize eder, aksi takdirde deliller kaybolabilir, soruşturma aşamasında gösterilecek etkin pişmanlık indiriminden faydalanma hakkı gibi faydalı haklardan mahrum kalınabilir.

  1. Kovuşturma Aşaması

Kovuşturma, iddianamenin mahkeme tarafından kabul edilmesiyle başlar. Bu aşamada sanık, mahkeme huzurunda savunmasını yapar. Mahkeme, delilleri değerlendirir, tanıkları dinler ve gerekirse ek delil toplanmasını ister. Kovuşturma sonunda mahkeme, sanığın suçlu olup olmadığına karar verir. Süreç içerisinde avukat desteği almak büyük fayda sağlayacaktır. Çoğu zaman mahkeme önüne taşınmayan, hakime anlatılmayan deliller, kanun hükümleri, hak ve yetkiler kendiliğinden gözetilmeyecektir.

  1. Hüküm ve İtiraz Süreci

Mahkeme, deliller ışığında kararını verir. Sanık suçlu bulunursa ceza hükmü açıklanır. Ancak taraflar, karara karşı istinaf veya temyiz yoluna başvurabilir. Bu süreç, adil yargılanma hakkının bir parçasıdır ve hatalı kararların düzeltilmesini sağlar.

Bize ulaşmak için tıklayın!

Ceza Davalarında Temel İlkeler

Masumiyet Karinesi

Her birey, suçu kesinleşmiş bir mahkeme kararıyla sabit oluncaya kadar masum kabul edilir. Bu ilke, adil yargılanmanın temelini oluşturur.

Adil Yargılanma Hakkı

Sanığın savunma hakkı, avukat yardımından yararlanma hakkı ve tarafsız bir mahkeme önünde yargılanma hakkı, adil yargılanma ilkesinin unsurlarıdır.

Kanunilik İlkesi

Hiç kimse, kanunda açıkça suç olarak tanımlanmayan bir fiilden dolayı cezalandırılamaz. Bu ilke, keyfi cezalandırmanın önüne geçer.

Ölçülülük İlkesi

Verilen ceza, işlenen suçla orantılı olmalıdır. Bu ilke, ceza adaletinde dengeyi sağlar.

AĞIR CEZA DAVALARI

Ağır ceza davaları, genellikle şu suç türlerini kapsar:

  • Kasten öldürme ve öldürmeye teşebbüs
  • Cinsel saldırı ve çocuk istismarı
  • Uyuşturucu madde ticareti
  • Yağma (gasp)
  • Devletin güvenliğine karşı suçlar
  • Terör suçları
  • Rüşvet ve yolsuzluk

Yargılama Süreci

Ağır ceza davalarında yargılama süreci şu aşamalardan oluşur:

  1. Soruşturma Aşaması: Savcılık, suçun işlendiğine dair yeterli şüphe oluştuğunda iddianame hazırlar.
  2. Kovuşturma Aşaması: İddianamenin kabulüyle dava açılır ve duruşmalar başlar.
  3. Delil Toplama: Tanık ifadeleri, bilirkişi raporları, kamera kayıtları ve diğer deliller değerlendirilir.
  4. Savunma Hakkı: Sanık, avukatı aracılığıyla savunmasını yapar.
  5. Karar ve Hüküm: Mahkeme, delilleri değerlendirerek beraat, mahkûmiyet veya ceza indirimi kararı verir.
  6. İstinaf ve Temyiz: Karara karşı bölge adliye mahkemesi veya Yargıtay nezdinde itiraz mümkündür.

Ceza Davalarında Avukatın Rolü

Ceza davalarında avukat, hem sanığın hem de mağdurun haklarını korumada kritik bir rol oynar. Avukat, delillerin toplanmasında, savunmanın hazırlanmasında ve yargılama sürecinin adil yürütülmesinde etkin görev alır. Özellikle ağır ceza davalarında profesyonel hukuki destek, davanın seyrini önemli ölçüde etkileyebilir.

 

CEZA DAVALARINDA ÜCRET:

Ceza Davalarında Ücret

Ceza davalarında avukatlık ücreti, davanın niteliğine, süresine, karmaşıklığına ve görüldüğü mahkemenin derecesine göre değişiklik gösterir. Bu ücret, hem Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi hem de avukat ile müvekkil arasında yapılan özel sözleşme hükümleri çerçevesinde belirlenir.

  1. Avukatlık Ücretinin Belirlenmesi

Ceza davalarında avukatlık ücreti iki şekilde belirlenir:

  • Asgari Ücret Tarifesi: Türkiye Barolar Birliği tarafından her yıl yayımlanan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi, avukatların alabileceği en düşük ücreti belirler. Bu tarifenin altında bir ücretle hizmet verilmesi yasaktır.
  • Sözleşmeli Ücret: Avukat ile müvekkil arasında yapılan yazılı sözleşme ile belirlenir. Tarife alt sınırına uyulmak kaydıyla, taraflar serbestçe ücret konusunda anlaşabilir.
  1. Ceza Davalarında Ücretin Belirlenmesinde Etkili Faktörler

Ceza davalarında ücretin belirlenmesinde şu unsurlar dikkate alınır:

  • Davanın türü: Ağır ceza, asliye ceza veya sulh ceza mahkemesinde görülmesi ücretin belirlenmesinde önemli rol oynar.
  • Davanın süresi ve kapsamı: Uzun süren, çok sayıda duruşması olan veya kapsamlı delil incelemesi gerektiren davalarda ücret artar.
  • Suçun niteliği: Kasten öldürme, dolandırıcılık, uyuşturucu ticareti gibi ağır suçlarda savunma stratejisi daha karmaşık olduğundan ücret genellikle daha yüksektir.
  • Avukatın deneyimi ve uzmanlığı: Ceza hukuku alanında uzmanlaşmış, tecrübeli avukatlar daha yüksek ücret talep edebilir.
  1. Ceza Davalarında Ücret Türleri

Ceza davalarında avukatlık ücreti genellikle şu şekillerde alınır:

  • Sabit Ücret: Dava sürecinin tamamı için baştan belirlenen tek bir ücret.
  • Aşamalı Ücret: Soruşturma, kovuşturma ve temyiz aşamaları için ayrı ayrı belirlenen ücretler.
  1. Ücretin Ödenme Şekli

Avukatlık ücreti genellikle peşin veya taksitli olarak ödenebilir. Taraflar arasında yapılan sözleşmede ödeme planı açıkça belirtilmelidir. Ayrıca, dava sürecinde yapılacak masraflar (harç, bilirkişi ücreti, tebligat gideri vb.) avukatlık ücretinden ayrı olarak değerlendirilir.

CEZA DAVALARI: Hukuki Süreç ve Temel İlkeler
CEZA DAVALARI: Hukuki Süreç ve Temel İlkeler

İBAN VERME DOLANDIRICILIĞI: Dijital Çağın Yeni Tehlikesi

Giriş

Dijital bankacılığın yaygınlaşmasıyla birlikte para transferleri kolaylaşmış, ancak bu durum dolandırıcılık yöntemlerinin de çeşitlenmesine yol açmıştır. Son yıllarda sıkça karşılaşılan yöntemlerden biri de “IBAN verme dolandırıcılığı” olarak adlandırılan sahtekârlık türüdür. Bu dolandırıcılıkta, masum bireylerin banka hesapları yasa dışı işlemler için kullanılmakta ve mağdurlar ciddi hukuki sorunlarla karşılaşabilmektedir.

IBAN Verme Dolandırıcılığı Nasıl Gerçekleşir?

Dolandırıcılar genellikle sosyal medya, mesajlaşma uygulamaları veya sahte iş ilanları aracılığıyla kişilere ulaşır. “Para kazanma fırsatı”, “komisyon karşılığı para transferi yapma” veya “hesabını kısa süreliğine kullanma” gibi bahanelerle kişilerin IBAN numaralarını isterler. Bu IBAN’lar, kara para aklama, yasa dışı bahis veya dolandırıcılık gelirlerinin transferinde kullanılır.

Bazı durumlarda dolandırıcılar, mağdurlardan sadece IBAN değil, kimlik bilgilerini de talep eder. Böylece hesaplar tamamen ele geçirilir ve mağdurun haberi olmadan yasa dışı işlemler yapılır.

Hukuki Sonuçlar

Türk Ceza Kanunu’na göre, bir kişinin banka hesabının suç gelirlerinin transferinde kullanılması ciddi bir suçtur. Öncelikle “nitelikli dolandırıcılık” suçundan hakkında onlarca şikayetle ve soruşturma ile karşılaşabilir. Cezası küçümsenmeyecek derecede yüksek olup; hem hapis hem de adli para cezası yaptırımı mevcuttur. Böyle bir durumda vakit kaybetmeden avukat yardımı almak süreci yönetmenin doğru bir yolu olacaktır. Verilecek ifadelerde söylenecek her bir beyan beraat etmeye ya da mahkumiyetle sonuçlanmaya sebep olabilecektir.

Hesap sahibi, dolandırıcılığa bilerek veya bilmeyerek aracılık etse bile, nitelikli dolandırıcılık suçunun yanında ayrıca “suçtan elde edilen gelirin aklanmasına yardım etmek” suçlamasıyla karşı karşıya kalabilir. Bu durum, hapis cezası ve para cezası gibi ağır yaptırımlara yol açabilir.

GÜNCEL EMSAL KARAR IBAN, BANKACILIK BİLGİLERİ,  DOLANDIRICILIK HAKKINDA;

YARGITAY 8. CEZA DAİRESİ Esas Numarası: 2024/24160 Karar Numarası: 2025/3482 Karar Tarihi: 30.04.2025

SUÇ KASTININ BULUNMAMASI KOMİSYON KARŞILIĞI PARA HAVALESİ NİTELİKLİ HIRSIZLIK SUÇU

ÖZETİ: Rusya devletinde bulunan kişilerin, bilgisayar yazılımı yaparak Türkiye’de bulunan firmalara sattıklarını ancak ücretlerin ödenmesinde problem yaşadıklarını, iyi derecede İngilizce bilen bir eleman aradıklarını söyleyerek iş teklifinde bulundukları hükümlünün, öğrenci olması nedeniyle harçlığını çıkarmak için bu teklifi kabul ettiği ve 08.09.2005 tarihinde Rusya devletinde bulunan bu kişilerin hükümlünün hesabına katılanın hesabından para havale ettikleri ve bu parayı… aracılığıyla göndermesini istedikleri, hükümlünün de hesabına gönderilen parayı belli bir komisyon karşılığında bu şahıslara havale ettiğinin anlaşılması karşısında, hükümlü hakkında, savunmasının aksine suç kastı ile hareket ettiğine dair mahkumiyetine yeterli delil bulunmadığından atılı suçtan beraatine karar verilmesi gerekirken, yazılı şekilde mahkumiyetine karar verilmesi, Kanun’a aykırı olup kanun yararına bozma talebi yerinde görülmüştür.

  1. Hile Unsuru ve Mağdurun Aldatılması (Yargıtay Ceza Genel Kurulu, )
    Yargıtay, dolandırıcılık suçunun oluşması için failin hileli davranışlarla mağduru kandırması gerektiğini, basit yalanların yeterli olmadığını belirtmiştir. Hilenin, mağdurun iradesini etkileyecek nitelikte olması gerekir.

 

  1. Sözleşmeden Kaynaklanan Uyuşmazlıklar (Yargıtay 15. Ceza Dairesi, )
    Taraflar arasında mevcut bir sözleşme ilişkisi varsa ve uyuşmazlık, sözleşmenin ifa edilmemesinden kaynaklanıyorsa, bu durum genellikle “hukuki ihtilaf” olarak değerlendirilir. Hile unsuru yoksa dolandırıcılık suçu oluşmaz.

 

  1. İnternet Üzerinden Dolandırıcılık (Yargıtay 11. Ceza Dairesi, )
    Failin internet üzerinden sahte ilan vererek mağdurlardan para alması, klasik dolandırıcılık suçunun bilişim yoluyla işlenmiş hali olarak değerlendirilmiştir. Bu durumda TCK m. 158/1-f (bilişim sistemlerinin araç olarak kullanılması suretiyle dolandırıcılık) uygulanır.

 

  1. Kamu Kurumlarını Araç Olarak Kullanma (Yargıtay 15. Ceza Dairesi, )
    Failin, kamu kurumlarının adını veya belgelerini kullanarak mağduru kandırması durumunda, suç nitelikli dolandırıcılık kapsamında değerlendirilir (TCK m. 158/1-d).

 

  1. Güveni Kötüye Kullanma ile Dolandırıcılık Ayrımı (Yargıtay 15. Ceza Dairesi,)
    Fail, mağdurun güvenini kötüye kullanarak malı teslim almışsa ancak hileli davranış yoksa, bu durumda dolandırıcılık değil, güveni kötüye kullanma suçu oluşur.

 

KASTEN ÖLDÜRME SUÇLARI:

Giriş

Kasten öldürme suçu, Türk Ceza Kanunu’nun (TCK) 81. maddesinde düzenlenmiş olup, en ağır suç tiplerinden biridir. Bu suç, bir insanın yaşam hakkına yönelik en temel ihlali oluşturur. Kasten öldürme, failin mağdurun ölümünü bilerek ve isteyerek gerçekleştirmesiyle meydana gelir. Suçun oluşabilmesi için hem maddi hem de manevi unsurların bir arada bulunması gerekir.

Suçun Maddi Unsurları

  1. Fail

Kasten öldürme suçunun faili, herkes olabilir. Failin özel bir niteliğe sahip olması gerekmez. Ancak bazı durumlarda failin sıfatı, suçu nitelikli hale getirebilir. Örneğin, üstsoyun altsoyu öldürmesi (TCK m.82/1-d) nitelikli hal olarak kabul edilir.

  1. Mağdur

Mağdur, yaşayan bir insandır. Henüz doğmamış cenin bu suçun mağduru olamaz; bu durumda farklı bir suç tipi (çocuk düşürtme veya düşürme suçu) gündeme gelir. Mağdurun kimliği, yaş, cinsiyet veya sosyal statü açısından önem taşımaz.

  1. Fiil

Kasten öldürme suçunun fiili, bir insanın ölümüne neden olan her türlü davranıştır. Bu davranış, icrai (yapma) veya ihmali (yapmama) şekilde gerçekleşebilir. Örneğin, bir kişiyi silahla vurmak icrai bir davranışken, ölüm tehlikesi altındaki bir kişiye yardım etmemek ihmali davranışla öldürme olarak değerlendirilebilir.

  1. Netice

Suçun neticesi, mağdurun ölümüdür. Ölüm gerçekleşmeden kasten öldürme suçu tamamlanmış sayılmaz; bu durumda teşebbüs hükümleri uygulanır. Ölümün failin fiiliyle nedensellik bağı içinde meydana gelmesi gerekir.

  1. Nedensellik Bağı

Failin fiili ile mağdurun ölümü arasında uygun bir nedensellik bağı bulunmalıdır. Eğer ölüm, failin eyleminden bağımsız bir sebeple gerçekleşmişse, kasten öldürme suçu oluşmaz.

  1. Suçun Manevi Unsuru

Kasten öldürme suçu, ancak kastla işlenebilir. Failin mağdurun ölümünü bilerek ve isteyerek gerçekleştirmesi gerekir. Kast, doğrudan veya olası olabilir:

  • Doğrudan kast: Fail, mağdurun ölümünü kesin olarak istemektedir.
  • Olası kast: Fail, eyleminin ölüm sonucunu doğurabileceğini öngörmesine rağmen bu sonucu kabullenmektedir.

Taksirle öldürme durumunda ise failin kastı bulunmadığından, TCK’nın 85. maddesi uyarınca farklı bir suç tipi söz konusu olur.

  1. Suçun Nitelikli Halleri

TCK’nın 82. maddesinde kasten öldürme suçunun nitelikli halleri düzenlenmiştir. Bu hallerde ceza ağırlaştırılır. Nitelikli hallerden bazıları şunlardır:

  • Tasarlayarak öldürme
  • Canavarca hisle veya eziyet çektirerek öldürme
  • Üstsoya, altsoya, eşe veya kardeşe karşı öldürme
  • Kamu görevlisinin görevini yapması nedeniyle öldürülmesi
  • Bir suçu gizlemek, delilleri ortadan kaldırmak veya yakalanmamak amacıyla öldürme

Bu hallerde fail hakkında ağırlaştırılmış müebbet hapis cezası uygulanır.

  1. Teşebbüs, İştirak ve İçtima

Kasten öldürme suçuna teşebbüs mümkündür. Failin öldürme kastıyla hareket etmesine rağmen ölüm gerçekleşmezse, teşebbüs hükümleri uygulanır. Suça iştirak edenler (azmettiren, yardım eden, birlikte işleyen) de aynı şekilde cezalandırılır. Birden fazla kişinin ölümüyle sonuçlanan eylemlerde ise zincirleme suç hükümleri değil, her bir ölüm için ayrı suç oluşur.

  1. Hukuka Aykırılık Unsuru

Kasten öldürme suçunun hukuka aykırı olması gerekir. Meşru savunma, zorunluluk hali veya kanun hükmünü yerine getirme gibi hukuka uygunluk nedenleri varsa, suç oluşmaz. Örneğin, saldırıya uğrayan bir kişinin kendisini savunmak amacıyla saldırganı öldürmesi meşru savunma kapsamında değerlendirilebilir.

 

EMSAL KARARLAR:

  1. Kasten öldürme suçunda doğrudan kastın belirlenmesi

Yargıtay Ceza Genel Kurulu,

Sanığın mağdura yakın mesafeden ateş etmesi, hedef alınan bölgenin hayati öneme sahip olması ve eylemin sonuçlarını öngörmesine rağmen hareketine devam etmesi, doğrudan kastın varlığı olarak değerlendirilmiştir.

Sonuç: Kasten öldürme suçundan mahkûmiyet kararı onanmıştır.

 

  1. Olası kast ile bilinçli taksir ayrımı

Yargıtay 1. Ceza Dairesi,

Sanığın kalabalık bir ortamda rastgele ateş etmesi sonucu bir kişinin ölmesi olayında, sanığın sonucu öngörmesine rağmen eylemine devam ettiği, bu nedenle olası kastla hareket ettiği kabul edilmiştir.

Sonuç: TCK m.21/2 kapsamında olası kastla öldürmeden hüküm kurulmuştur.

 

  1. Haksız tahrik indirimi uygulaması

Yargıtay 1. Ceza Dairesi

Sanığın, mağdurun kendisine yönelik ağır hakaret ve saldırısı üzerine aniden gelişen bir öfke ile öldürme eylemini gerçekleştirmesi durumunda, haksız tahrik indiriminin uygulanması gerektiği belirtilmiştir.

Sonuç: TCK m.29 uyarınca cezada indirim yapılmıştır.

 

  1. Meşru savunma sınırının aşılması

Yargıtay Ceza Genel Kurulu,

Sanığın kendisine saldıran mağduru etkisiz hale getirdikten sonra öldürmeye devam etmesi, meşru savunma sınırının aşıldığı şeklinde değerlendirilmiştir.

Sonuç: TCK m.27/2 kapsamında cezada indirim uygulanmıştır.

 

  1. Kasten öldürmeye teşebbüs – öldürme kastının belirlenmesi

Yargıtay 1. Ceza Dairesi,

Sanığın mağdura birden fazla kez ateş etmesine rağmen ölümün gerçekleşmemesi durumunda, hedef alınan bölge ve eylemin yoğunluğu dikkate alınarak öldürme kastının bulunduğu kabul edilmiştir.

Sonuç: Kasten öldürmeye teşebbüs suçundan mahkûmiyet kararı verilmiştir..

 

CİNSEL SALDIRI SUÇU:

Giriş

Cinsel saldırı suçu, bireyin vücut dokunulmazlığına yönelik en ağır ihlallerden biridir. Türk Ceza Kanunu’nda (TCK) 102. maddede düzenlenen bu suç, kişinin cinsel özgürlüğünü koruma amacı taşır. Cinsel saldırı, yalnızca fiziksel temasla sınırlı olmayıp, mağdurun rızası dışında gerçekleştirilen her türlü cinsel davranışı kapsar. Bu makalede, cinsel saldırı suçunun unsurları, suçun oluşumu için gerekli koşullar ve yargısal uygulamalardaki değerlendirme ölçütleri incelenmektedir.

 

  1. Hukuki Dayanak

Cinsel saldırı suçu, TCK’nın 102. maddesinde düzenlenmiştir. Maddeye göre, “Bir kimseye karşı cinsel davranışlarda bulunarak onun vücut dokunulmazlığını ihlal eden kişi” cinsel saldırı suçunu işlemiş olur. Suçun nitelikli halleri, mağdurun beden veya ruh bakımından kendisini savunamayacak durumda olması, kamu görevinin kötüye kullanılması, silah kullanılması veya birden fazla kişi tarafından işlenmesi gibi durumlarda ortaya çıkar.

 

  1. Suçun Unsurları

 

2.1. Maddi Unsur

Cinsel saldırı suçunun maddi unsuru, failin mağdurun vücut dokunulmazlığını ihlal eden cinsel davranışlarda bulunmasıdır. Bu davranışlar, cinsel arzuyu tatmin amacına yönelik olmalı ve mağdurun rızası dışında gerçekleşmelidir. Davranışın niteliği, failin eyleminin cinsel amaç taşıyıp taşımadığına göre değerlendirilir.

Cinsel saldırı, iki şekilde ortaya çıkabilir:

  • Basit cinsel saldırı: Cinsel organ veya vücut teması olmaksızın gerçekleştirilen, cinsel amaçlı dokunma, öpme, okşama gibi eylemler.
  • Nitelikli cinsel saldırı (cinsel ilişki): Cinsel organ veya vücuda organ ya da cisim sokulması suretiyle gerçekleştirilen eylemler.

2.2. Manevi Unsur

Cinsel saldırı suçu, kasten işlenebilen bir suçtur. Failin, mağdurun rızası olmadığını bilerek ve cinsel amaçla hareket etmesi gerekir. Taksirle işlenmesi mümkün değildir. Failin amacı, cinsel arzuyu tatmin etmek veya mağduru cinsel yönden aşağılamak olabilir; her iki durumda da suçun manevi unsuru oluşur.

 

2.3. Hukuka Aykırılık Unsuru

Cinsel saldırı suçunda mağdurun rızası, hukuka uygunluk nedeni olarak değerlendirilebilir. Ancak bu rızanın geçerli olabilmesi için, mağdurun fiil ehliyetine sahip olması ve rızanın özgür iradeyle verilmiş olması gerekir. Zor, tehdit, hile veya iradeyi sakatlayan herhangi bir durum söz konusuysa rıza geçerli sayılmaz.

 

  1. Suçun Nitelikli Halleri

TCK m.102/3 ve devamında, cinsel saldırı suçunun nitelikli halleri düzenlenmiştir. Bu hallerde ceza artırılır. Nitelikli haller şunlardır:

  1. a) Beden veya ruh bakımından kendisini savunamayacak durumda bulunan kişiye karşı,
  2. b) Kamu görevinin, vesayet veya hizmet ilişkisinin sağladığı nüfuz kötüye kullanılmak suretiyle,
  3. c) Üçüncü derece dâhil kan veya kayın hısımlığı ilişkisi içinde bulunan bir kişiye karşı ya da üvey baba, üvey ana, üvey kardeş, evlat edinen veya evlatlık tarafından,
  4. d) Silahla veya birden fazla kişi tarafından birlikte,
  5. e) İnsanların toplu olarak bir arada yaşama zorunluluğunda bulunduğu ortamların sağladığı kolaylıktan faydalanmak suretiyle,

Bu durumlarda failin cezası, suçun ağırlığına göre artırılmakta ve bazı hallerde müebbet hapis cezasına kadar çıkabilmektedir.

 

  1. Mağdurun Rızası ve Rızanın Sınırları

Cinsel saldırı suçunun oluşmaması için mağdurun açık ve özgür iradeye dayalı rızasının bulunması gerekir. Ancak rızanın geçerli sayılabilmesi için mağdurun yaşının, akıl sağlığının ve irade özgürlüğünün uygun olması şarttır. Özellikle 18 yaşından küçük bireylerde, rızanın geçerliliği sınırlı olup, belirli yaş gruplarında rıza hukuken geçersiz kabul edilir.

 

  1. Yargısal Uygulamalar

Yargıtay kararlarında, cinsel saldırı suçunun oluşabilmesi için eylemin cinsel amaç taşıması ve mağdurun rızasının bulunmaması gerektiği vurgulanmaktadır. Ayrıca, failin eyleminin mağdurun vücut dokunulmazlığını ihlal edecek nitelikte olması aranır. Delil değerlendirmesinde mağdur beyanı, adli tıp raporları ve olayın oluş şekli birlikte incelenir.

 

EMSAL KARARLAR:

 

  1. Mağdur beyanının önemi (Yargıtay Ceza Genel Kurulu,)

Yargıtay, cinsel saldırı suçlarında mağdur beyanının tek başına dahi mahkûmiyet için yeterli olabileceğini, ancak bu beyanın tutarlı, samimi ve diğer delillerle desteklenir nitelikte olması gerektiğini belirtmiştir.

 

  1. Rızanın bulunmadığı durumlar (Yargıtay 14. Ceza Dairesi,)

Kararda, mağdurun olay sırasında korku, tehdit veya baskı altında olması hâlinde rızadan söz edilemeyeceği, bu durumda eylemin cinsel saldırı suçunu oluşturacağı vurgulanmıştır.

 

  1. 3. Fiziksel temasın niteliği (Yargıtay 14. Ceza Dairesi,)

Yargıtay, cinsel saldırı suçunun oluşması için vücut dokunulmazlığının ihlali gerektiğini, yalnızca sözlü taciz veya ima niteliğindeki davranışların bu suçu değil, cinsel taciz suçunu oluşturacağını belirtmiştir.

 

  1. Eylemin nitelikli hâli (Yargıtay 14. Ceza Dairesi,)

Failin eylemi silahla, birden fazla kişiyle veya kamu görevinin sağladığı nüfuzu kullanarak işlemesi hâlinde suçun nitelikli hâlinin oluşacağı ve cezanın artırılacağına hükmedilmiştir.

 

  1. Delil değerlendirmesi (Yargıtay Ceza Genel Kurulu, )

Yargıtay, cinsel saldırı suçlarında olay yeri inceleme raporu, adli tıp raporu, tanık beyanları ve mağdurun psikolojik durumu gibi delillerin birlikte değerlendirilmesi gerektiğini vurgulamıştır.

 

ÇOCUKLARIN CİNSEL İSTİSMARI:

Hukuki Dayanak

Türk Ceza Kanunu’nun 103. maddesi, çocuğun cinsel istismarı suçunu düzenlemektedir. Bu maddeye göre, on sekiz yaşını doldurmamış bireyler çocuk olarak kabul edilir ve bu kişilere yönelik her türlü cinsel davranış, rızaya dayalı olsa dahi belirli yaş sınırları içinde suç teşkil eder. TCK m.103, istismarı iki ana kategoriye ayırır:

  • Cinsel davranışın çocuğun vücut dokunulmazlığını ihlal etmesi (örneğin cinsel ilişki, dokunma, öpme gibi eylemler)
  • Cinsel davranışın çocuğun rızası olmaksızın veya rızası geçersiz olacak şekilde gerçekleştirilmesi

Ayrıca, failin kamu görevlisi, öğretmen, veli, vasi veya bakım yükümlüsü olması gibi durumlar cezayı ağırlaştırıcı nedenler olarak kabul edilir.

 

Suçun Unsurları

  1. Fail

Fail, herhangi bir kişi olabilir. Ancak failin çocuğun üzerinde otorite veya güven ilişkisi kurduğu durumlarda suçun ağırlığı artar.

  1. Mağdur

Mağdur, on sekiz yaşını doldurmamış her bireydir. On beş yaşını tamamlamamış çocukların rızası hukuken geçersizdir. On beş ile on sekiz yaş arasındaki çocuklarda ise rızanın varlığı, failin cezai sorumluluğunu ortadan kaldırmaz; ancak suçun niteliğini etkileyebilir.

  1. Fiil

Cinsel istismar fiili, çocuğun cinsel yönden istismar edilmesine yönelik her türlü davranışı kapsar. Bu davranışlar fiziksel temas içerebileceği gibi, çocuğun cinsel içerikli eylemlere maruz bırakılması veya teşvik edilmesi şeklinde de olabilir.

  1. Manevi Unsur

Suç, kasten işlenebilen bir suçtur. Failin kastı, çocuğun cinsel yönden istismar edilmesine yöneliktir. Taksirle işlenmesi mümkün değildir.

5.Şikayet

Sarkıntılık düzeyinde kalmış suçun failinin çocuk olması hâlinde soruşturma ve kovuşturma yapılması mağdurun, velisinin veya vasisinin şikâyetine bağlıdır.

 

Cezai Yaptırımlar

TCK m.103’e göre, çocuğun cinsel istismarı suçunun cezası fiilin niteliğine göre değişmektedir:

  • Basit cinsel istismar fiilleri için 8 yıldan 15 yıla kadar hapis cezası,
  • Cinsel ilişki veya ağır nitelikli fiiller için 16 yıldan 40 yıla kadar hapis cezası öngörülmektedir. Failin kamu görevlisi olması, mağdurun akrabalık ilişkisi içinde bulunması veya suçun birden fazla kişi tarafından işlenmesi gibi durumlarda ceza artırılır.

EMSAL YARGITAY KARARLARI:

“Çocuğun cinsel istismarı” suçuna ilişkin Yargıtay kararları, olayın niteliğine, delillerin durumuna ve mağdurun beyanlarının güvenilirliğine göre farklılık gösterebilir. “Emsal beraat” kararları genellikle şu durumlarda ortaya çıkar:

  1. Delil yetersizliği:
    Mağdurun beyanı dışında suçu doğrulayan somut delil bulunmadığında, Yargıtay bazı dosyalarda “şüpheden sanık yararlanır” ilkesi gereği beraat kararını onaylamıştır.
  2. Mağdur beyanının çelişkili olması:
    Mağdurun ifadeleri arasında ciddi çelişkiler varsa veya beyanın yönlendirme altında verildiği tespit edilirse, Yargıtay bu durumda da beraat kararını onaylayabilir.
  3. Olayın cinsel istismar boyutuna ulaşmaması:
    Bazı dosyalarda Yargıtay, eylemin “cinsel istismar” değil, “basit cinsel taciz” veya “ahlaka aykırı davranış” kapsamında değerlendirilmesi gerektiğine hükmederek beraat veya ceza indirimi yönünde karar vermiştir.
  4. Uzman raporlarının çelişkili olması:
    Adli tıp veya psikolojik değerlendirme raporları arasında çelişki varsa, Yargıtay bu durumu sanık lehine değerlendirip beraat kararını onaylayabilir.
  1. Rıza kavramının geçersizliği (Yargıtay Ceza Genel Kurulu,)
    Yargıtay, 15 yaşından küçük çocukların cinsel davranışlara “rıza göstermesinin” hukuken geçerli olmadığını vurgulamıştır. Bu yaş grubundaki çocuklarla gerçekleştirilen her türlü cinsel davranış, rıza olsa dahi “çocuğun cinsel istismarı” olarak değerlendirilir.
  2. Failin yaşı ve mağdurun yaşı arasındaki fark (Yargıtay 14. Ceza Dairesi, )
    Yargıtay, failin mağdurdan yaşça çok büyük olması durumunda, mağdurun psikolojik ve fiziksel gelişiminin olumsuz etkilenmesini ağırlaştırıcı neden olarak kabul etmiştir. Bu durumda cezada artırım yapılması gerektiğine hükmetmiştir.
  3. Sosyal medya ve dijital iletişim yoluyla istismar (Yargıtay 14. Ceza Dairesi,)
    Yargıtay, internet veya sosyal medya üzerinden çocukla cinsel içerikli yazışmalar yapılmasını da “cinsel istismar” kapsamında değerlendirmiştir. Fiziksel temas olmasa bile, failin cinsel amaçla çocuğa yönelmesi suçun oluşması için yeterli görülmüştür.
  4. Mağdurun beyanının önemi (Yargıtay Ceza Genel Kurulu, )
    Yargıtay, çocuğun beyanının tutarlı, ayrıntılı ve olayla uyumlu olması halinde, başka delillerle desteklenmese bile mahkûmiyet için yeterli olabileceğini belirtmiştir. Ancak beyanın güvenilirliği titizlikle değerlendirilmelidir.
  5. Cezanın belirlenmesinde mağdurun yaşı (Yargıtay 14. Ceza Dairesi, )
    Mağdurun yaşı küçüldükçe, failin cezai sorumluluğunun artacağı ve alt sınırdan uzaklaşılması gerektiği yönünde karar verilmiştir.

 

REŞİT OLMAYANLA CİNSEL İLİŞKİ:

Hukuki Dayanak

Türk Ceza Kanunu’nun 104. maddesi, “reşit olmayanla cinsel ilişki” suçunu düzenler. Maddeye göre, on beş yaşını tamamlamış olmakla birlikte on sekiz yaşını doldurmamış bir çocukla, rızasıyla cinsel ilişkide bulunan kişi hakkında cezai yaptırım uygulanır. Bu düzenleme, çocuğun rızasının hukuken geçerli kabul edilmediği durumları kapsar.

Suçun Unsurları

  1. Fail

Bu suçun faili, on sekiz yaşını doldurmuş herhangi bir kişi olabilir. Failin cinsiyeti veya mağdurla olan ilişkisi suçun oluşumunu etkilemez.

  1. Mağdur

Mağdur, on beş yaşını tamamlamış ancak on sekiz yaşını doldurmamış kişidir. On beş yaşını doldurmamış çocuklarla cinsel ilişki ise “çocuğun cinsel istismarı” suçu kapsamında değerlendirilir ve daha ağır cezalar öngörülür.

  1. Fiil

Fiil, mağdurun rızasıyla gerçekleşen cinsel ilişkidir. Ancak burada “rıza” kavramı sınırlı bir şekilde değerlendirilir; zira çocukların psikolojik ve duygusal olgunlukları, sağlıklı bir rıza beyanı için yeterli görülmez.

  1. Manevi Unsur

Suç, kasten işlenebilen bir suçtur. Failin mağdurun yaşını bilmemesi veya yanlış anlaması, bazı durumlarda kusurluluğu ortadan kaldırabilir; ancak bu durum somut olayın özelliklerine göre değerlendirilir.

Cezai Yaptırım

TCK m.104’e göre, reşit olmayanla cinsel ilişki suçunun cezası iki yıldan beş yıla kadar hapis cezasıdır. Ancak mağdurun şikâyeti üzerine soruşturma ve kovuşturma yapılır. Şikâyet hakkı, mağdurun kendisine veya yasal temsilcisine aittir.

Suçun Nitelikli Hâlleri

Bazı durumlarda suçun cezası artırılabilir. Örneğin:

  • Failin mağdur üzerinde nüfuz veya otorite kurduğu hallerde,
  • Failin öğretmen, bakıcı, amir gibi konumlarda bulunması durumunda,
  • Suçun evlenme yasağı buluna kişi tarafından işlenmesi halinde.

Bu durumlarda ceza artırılarak uygulanır.

EMSAL YARGITAY KARARI

  1. Yargıtay Ceza Genel Kurulu,
    • 15 yaşını doldurmuş, 18 yaşını doldurmamış bir çocukla rızaya dayalı cinsel ilişki, TCK 104 kapsamında değerlendirilir.
    • Ancak mağdurun rızasının özgür iradeye dayanmadığı veya kandırıldığı tespit edilirse, TCK 103 (çocuğun cinsel istismarı) uygulanır.
  2. Yargıtay 14. Ceza Dairesi,
    • Failin mağdurun yaşını bilmemesi veya yanlış bilgilendirilmesi, suçu ortadan kaldırmaz.
    • Failin “yaşını büyük sandım” savunması, genellikle kabul edilmez.
  3. Yargıtay 5. Ceza Dairesi,
    • Tarafların birbirine yakın yaşta olması (örneğin 17 yaşındaki mağdur ile 18 yaşındaki fail) durumunda, mahkemeler cezada indirim uygulayabilir.
    • Ancak bu, suçun oluşmadığı anlamına gelmez; sadece takdir indirimi yapılabilir.
  4. Yargıtay 14. Ceza Dairesi,
    • Mağdurun 15 yaşından küçük olması halinde, rıza olsa bile bu rıza hukuken geçerli sayılmaz.
    • Bu durumda eylem doğrudan “çocuğun cinsel istismarı” olarak değerlendirilir.

 

KASTEN YARALAMA, HAKARET VE TEHDİT SUÇLARI

Giriş

Türk Ceza Kanunu (TCK), bireylerin fiziksel ve manevi bütünlüğünü korumayı amaçlayan düzenlemeler içermektedir. Bu kapsamda kasten yaralama, tehdit ve hakaret suçları, kişilerin hem bedensel hem de ruhsal dokunulmazlığını ihlal eden fiiller olarak düzenlenmiştir. Bu makalede, söz konusu suçların tanımı, unsurları, cezai yaptırımları ve aralarındaki farklar ele alınmaktadır.

  1. Kasten Yaralama Suçu

1.1. Tanım ve Unsurlar

TCK’nın 86. maddesine göre kasten yaralama, bir kimsenin vücuduna acı vermek veya sağlığının ya da algılama yeteneğinin bozulmasına neden olmaktır. Suçun oluşması için failin kastının bulunması gerekir. Yani fail, mağdura zarar verme bilinciyle hareket etmelidir.

1.2. Basit ve Nitelikli Haller

  • Basit hal: Hafif nitelikte yaralanmalarda uygulanır. Ceza genellikle hapis veya adli para cezasıdır.
  • Nitelikli hal: Suçun üstsoya, altsoya, eşe, kamu görevlisine karşı veya silahla işlenmesi durumunda ceza artırılır.
  • Neticesi sebebiyle ağırlaşmış hal: Yaralamanın mağdurun duyularından birinin kaybına, organ zedelenmesine veya ölümüne yol açması durumunda daha ağır cezalar öngörülür.

1.3. Cezai Yaptırım

Basit kasten yaralama suçunun cezası 6 aydan 1 yıla kadar hapis cezasıdır. Nitelikli hallerde bu ceza yarı oranında veya daha fazla artırılabilir.

  1. Tehdit Suçu

2.1. Tanım ve Unsurlar

TCK’nın 106. maddesine göre tehdit, bir kimseyi kendisinin veya yakınının hayatına, vücut veya cinsel dokunulmazlığına yönelik bir saldırı gerçekleştireceği yönünde korkutmak amacıyla yapılan fiildir. Tehdit, mağdurun iradesini baskı altına alarak özgürlük hakkını ihlal eder.

2.2. Basit ve Nitelikli Haller

  • Basit hal: Hayata veya vücut bütünlüğüne yönelik olmayan tehditlerdir.
  • Nitelikli hal: Silahla, birden fazla kişiyle, kamu görevlisine karşı veya örgüt faaliyeti çerçevesinde işlenmesi durumunda ceza artırılır.

2.3. Cezai Yaptırım

Basit tehdit suçunun cezası 6 aydan 2 yıla kadar hapis veya adli para cezasıdır. Nitelikli hallerde ceza 2 yıldan 7 yıla kadar hapis cezasına kadar çıkabilir.

  1. Hakaret Suçu

3.1. Tanım ve Unsurlar

TCK’nın 125. maddesine göre hakaret, bir kimsenin onur, şeref ve saygınlığını rencide edebilecek nitelikte somut bir fiil veya olgu isnat etmek ya da sövmektir. Hakaret, mağdurun toplum içindeki saygınlığını zedeleyen bir fiildir.

3.2. Basit ve Nitelikli Haller

  • Basit hal: Kişinin yüzüne karşı veya gıyabında işlenen hakaretlerdir.
  • Nitelikli hal: Kamu görevlisine görevinden dolayı, dini değerlere, kutsal sembollere veya topluluklara yönelik hakaretlerdir.

3.3. Cezai Yaptırım

Basit hakaret suçunun cezası 3 aydan 2 yıla kadar hapis veya adli para cezasıdır. Nitelikli hallerde ceza artırılır. Hakaretin alenen işlenmesi durumunda da ceza altıda bir oranında artırılır.

Bu suçlar bazen aynı olay içinde birlikte işlenebilir. Örneğin, bir kişiye hem fiziksel saldırıda bulunmak hem de onu tehdit ve hakaretle aşağılamak mümkündür. Bu durumda her suç ayrı ayrı değerlendirilir.

EMSAL KARARLAR

  1. Kasten Yaralama Suçu – Meşru Müdafaa Sınırları (Yargıtay 3. Ceza Dairesi,,)
    Sanığın, kendisine saldıran mağdura karşı orantılı biçimde karşılık vermesi halinde meşru savunma hükümlerinin uygulanması gerektiğine karar verilmiştir.
    Karar özeti: Sanığın eylemi, saldırıyı defetmeye yönelik olup, kasten yaralama suçunun unsurları oluşmamıştır.
  2. Hakaret Suçu – Sosyal Medyada Hakaret (Yargıtay 18. Ceza Dairesi,)
    Sanığın sosyal medya üzerinden mağdura yönelik onur, şeref ve saygınlığını rencide edici ifadeler kullanması, hakaret suçunu oluşturur.
    Karar özeti: Sosyal medya paylaşımları, aleniyet unsuru taşıdığından, suçun nitelikli hali uygulanmalıdır.
  3. Tehdit Suçu – Korkutma Unsuru (Yargıtay 4. Ceza Dairesi,)
    Sanığın mağdura yönelik “Seni öldüreceğim” şeklindeki sözleri, mağdurda ciddi korku ve endişe yaratmaya elverişli olduğundan tehdit suçunun oluştuğu kabul edilmiştir.
    Karar özeti: Tehdit suçunun oluşması için mağdurun gerçekten korkması gerekmez; sözlerin objektif olarak korkutucu nitelikte olması yeterlidir.
  4. Hakaret ve Tehdit Birlikte (Yargıtay 18. Ceza Dairesi,)
    Sanığın mağdura hem hakaret hem de tehdit içeren sözler söylemesi durumunda, iki ayrı suçun oluştuğu kabul edilmiştir.
    Karar özeti: Hakaret ve tehdit suçları farklı hukuki değerleri koruduğundan, fikri içtima hükümleri uygulanmaz; ayrı ayrı cezalandırma gerekir.
  5. Basit Tıbbi Müdahale ile Giderilebilecek Yaralama (Yargıtay 3. Ceza Dairesi,)
    Mağdurun yaralanmasının basit tıbbi müdahale ile giderilebilecek nitelikte olması halinde, TCK 86/2 kapsamında değerlendirme yapılmalıdır.
    Karar özeti: Yaralanmanın niteliği adli raporla belirlenmeli, failin kastı ve eylemin ağırlığı dikkate alınmalıdır.

UYUŞTURUCU KULLANMA VE TİCARET SUÇU

Giriş

Türk Ceza Kanunu (TCK), uyuşturucu suçlarını hem kullanıcı hem de satıcı açısından farklı hükümlerle düzenlemiştir.

Hukuki Dayanak

Uyuşturucu madde kullanımı ve ticaretiyle ilgili düzenlemeler, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 188 ila 191. maddeleri arasında yer almaktadır. Bu maddeler, uyuşturucu veya uyarıcı madde imal ve ticareti, kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma, kullanma ve başkalarını kullanmaya özendirme gibi fiilleri kapsamaktadır.

TCK Madde 188 – Uyuşturucu veya Uyarıcı Madde İmal ve Ticareti

Bu maddeye göre, uyuşturucu veya uyarıcı madde imal eden, satan, satışa arz eden, başkalarına veren, nakleden veya depolayan kişiler ağır hapis cezalarıyla cezalandırılır. Suçun örgütlü şekilde işlenmesi, kamu görevlilerinin suça karışması veya suçun okul, yurt, hastane gibi yerlerde işlenmesi cezayı artırıcı nedenler arasında sayılmıştır.

TCK Madde 191 – Kullanmak İçin Uyuşturucu veya Uyarıcı Madde Bulundurma

Uyuşturucu maddeyi kullanmak amacıyla satın alan, kabul eden veya bulunduran kişiler hakkında cezai yaptırım öngörülmüştür. Ancak bu madde, tedavi ve denetimli serbestlik gibi alternatif yaptırımlarla bireyin topluma kazandırılmasını da amaçlamaktadır. Bu yönüyle madde, cezalandırmadan ziyade rehabilitasyon odaklı bir yaklaşım benimsemektedir.

Suçun Unsurları

Uyuşturucu suçlarının oluşabilmesi için bazı unsurların varlığı gerekir:

  1. Maddi Unsur: Uyuşturucu veya uyarıcı maddenin fiilen var olması ve failin bu madde üzerinde tasarrufta bulunması gerekir.
  2. Manevi Unsur: Failin kastının bulunması zorunludur. Yani kişi, elindeki maddenin uyuşturucu olduğunu bilerek hareket etmelidir.
  3. Hukuka Aykırılık: Fiilin hukuka uygunluk nedenlerinden biriyle (örneğin tıbbi amaçlı kullanım) bağdaşmaması gerekir.

Yargı Uygulamaları

Yargıtay kararlarında, uyuşturucu madde miktarı, failin amacı ve eylemin niteliği dikkate alınarak suçun “kullanmak için bulundurma” mı yoksa “ticaret” mi olduğuna karar verilmektedir. Örneğin, maddenin miktarının fazla olması, paketlenmiş şekilde bulunması veya satışa elverişli biçimde hazırlanması, ticaret suçunun varlığına işaret etmektedir.

EMSAL KARARLAR

  1. Yargıtay Ceza Genel Kurulu,
    Sanığın üzerinde ele geçirilen uyuşturucu miktarının kişisel kullanım sınırlarını aşmadığı, satışa veya başkasına verme kastını gösteren delil bulunmadığı gerekçesiyle “kullanmak için bulundurma” suçundan hüküm kurulması gerektiğine karar verilmiştir.
    ➡️ Emsal ilke: Uyuşturucu miktarı, paketleme şekli, tartı aleti, para alışverişi gibi unsurlar ticaret kastını gösterir; bunlar yoksa “kullanma” suçu kabul edilir.
  2. Yargıtay 10. Ceza Dairesi,
    Sanığın evinde farklı türlerde ve satışa hazır şekilde paketlenmiş uyuşturucu madde bulunması, ayrıca hassas terazi ele geçirilmesi nedeniyle “uyuşturucu madde ticareti” suçunun oluştuğuna hükmedilmiştir.
    ➡️ Emsal ilke: Uyuşturucunun çeşitliliği, paketleme biçimi ve satışa elverişli düzenlenmesi ticaret kastını gösterir.
  3. Yargıtay 20. Ceza Dairesi,
    Sanığın uyuşturucu maddeyi birlikte kullandığı arkadaşına verdiği, ancak para alışverişi olmadığı durumda “ticaret” değil, “kullanmak için bulundurma” suçunun oluştuğu belirtilmiştir.
    ➡️ Emsal ilke: Parasal menfaat veya satış kastı yoksa, paylaşım dahi olsa ticaret suçu oluşmaz.
  4. Yargıtay 10. Ceza Dairesi,
    Sanığın üzerinde az miktarda uyuşturucu madde bulunmasına rağmen, telefon kayıtlarında satışa ilişkin yazışmalar tespit edilmesi nedeniyle ticaret suçundan mahkûmiyet kararı onanmıştır.
    ➡️ Emsal ilke: Delillerin bütünlüğü (mesaj, para trafiği, müşteri ilişkisi) ticaret kastını gösterebilir.
  5. Delil yetersizliği nedeniyle beraat:
    Yargıtay, sanığın uyuşturucu madde ticareti yaptığına dair kesin, somut ve inandırıcı delil bulunmadığı durumlarda beraat kararı verilmesi gerektiğini belirtmiştir.
  • Örneğin, sadece sanığın bulunduğu ortamda uyuşturucu madde ele geçirilmiş ancak maddenin sanığa ait olduğu veya ticaret amacıyla bulundurulduğu ispatlanamamışsa, Yargıtay beraat yönünde karar vermektedir.
  • (Yargıtay 10. Ceza Dairesi)
  1. Kullanım amacıyla bulundurma – ticaret ayrımı:
    Sanığın elinde bulunan uyuşturucu miktarının kullanım sınırları içinde olduğu, satışa veya dağıtıma yönelik herhangi bir delil (tartı aleti, paketleme malzemesi, müşteri teması vb.) bulunmadığı hallerde, Yargıtay bu fiilin “kullanmak için bulundurma” kapsamında değerlendirilmesi gerektiğini vurgulamıştır.
  • (Yargıtay Ceza Genel Kurulu,)
  1. Hukuka aykırı delil nedeniyle beraat:
    Arama, el koyma veya yakalama işlemlerinin usule aykırı yapılması (örneğin hâkim kararı olmadan yapılan arama) durumunda elde edilen delillerin hukuka aykırı sayılması nedeniyle, Yargıtay bu delillere dayanılarak mahkûmiyet verilemeyeceğini ve sanığın beraatine karar verilmesi gerektiğini belirtmiştir.

(Yargıtay 20. Ceza Dairesi,)

Yorum Yap

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir